Anasayfa / Sinema & Tv / SENARYO YAZIM REHBERİ - GİRİŞ

SENARYO YAZIM REHBERİ - GİRİŞ

Ciddi anlamda senaryo yazımına başlamak isteyen arkadaşlar için daha önce yazdıklarımdan farklı olarak, bu işin ciddiyetine yönelik, daha katı ve daha derin bir yazım kılavuzu hazırlama fikri uzun zamandır aklımdaydı. Şüphesiz gişede başarı yakalayan filmlerin hepsinde belli başlı unsurlar görüyoruz. Bu yazıda, senaryoyu çekici kılan bu unsurları ve etki mekanizmasını anlatmaya çalışacağım.

Bebek Bakımı: çoğu zaman anlatmak istediğimiz hikayenin bize hissettirdiklerini düşünmekten, olay örgüsü yaratmaya, yan karakterlerin olay örgüsüne olan etkisine ve sahne giriş çıkışlarını düzenlemeye vaktimiz kalmaz. Başka bir deyişle unutur ya da önemsemeyiz.  Bu yüzden aylarca ara vermeden senaryo üzerine kafa patlatmaktansa aylık ya da 15 günlük periyotlar halinde çalışmak daha uygun olacaktır. Her periyot sonunda en az bir hafta ara vermeli ve yazdıklarımızı, yaşadığımız duygu yoğunluğundan kurtulduktan sonra belli başlı kriterler içerisinde tekrar değerlendirmeliyiz. Bu şekilde senaryo tamamlandıktan sonra oluşacak kusurları en aza indirmiş oluruz. Hiçbir senaryo birinci yazımında hatasız olamaz. Bir bebek gibi senaryonun da doğum ve gelişim süreci vardır. Bu süreç içerisinde yapılması gerekenler aksarsa senaryo hastalıklı bir şekilde gelişimine devam edeceğinden dönüşü zor hatalar yapılabilir. Bu kısmı kısaca özetledikten sonra yazının başında sıraladığım olay örgüsü, yan karakterlerin olay örgüsüne etkisi ve sahne giriş çıkışları kısmına bir giriş yapmak istiyorum.

Olay örgüsü: Öncelikle olay örgüsü nedir? Sorusunun cevabını paylaşmak istiyorum. Daha sonra bu cevap doğrultusunda kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere kalıp olarak senaryo; serim, düğüm ve çözüm olmak üzere 3 kısımdan oluşur. “Amerikan Tipi Senaryo” başlıklı yazımda serim, düğüm ve çözüm aşamasının nasıl olduğunu kısaca açıklamıştım. Şimdi bu kalıbın olay örgüsü ile olan bağlantısını anlatmaya çalışacağım. Olay örgüsü, kabaca konunun gelişim aşamasını temsil etmektedir. Yukarıda verdiğimiz kalıpta ise bu aşama, düğüm kısmına denk geliyor. Başka bir deyişle konu kısmına. Konu olmadan şekillendireceğimiz bir şey de olmaz ve dolayısıyla olay örgüsünü kurmamız imkansız hale gelir. Bu yüzden sağlam bir ip almadan örgü işine başlamamalıyız. Herkesin ipinin sağlam olduğunu farz ederek devam ediyorum. Örgüye başlamamız için bize gereken yalnız ip değil… ipi kullanacak belli ebatlarda şişlere ihtiyacımız var. Yani karakterlere… Kafamızda belirlediğimiz konunun odak noktasında başkarakter bulunmaktadır. Yan karakterler ise genellikle olaya yön veren aracı unsurlardır. Bu yüzden senaryo yazımının ilk aşamasında mümkün olduğunca bol yan karakter kullanmalıyız. Daha sonra çalışma sistemimize bağlı olarak gereksiz olanları filmden çıkarabilir ya da daha farkı karakterler ile değiştirebiliriz. Senaryo içerisinde kullandığımız tüm unsurlar, (karakterler, eşyalar, sözler, olaylar vb.) başkarakterin bulunduğu konumu destekleyici nitelikte olmalı ve olay örgüsüne gereken mizah anlayışını kusursuzlaştırmalıdır.

Sahne Yazımı: Film senaryolarındaki “sahne” kavramı, olay örgüsü içerisinde zaman ve mekanı belirleyici kılmak için geliştirilen bir kavramdır. Aslında sahne kavramını bu kadar dar ve basit düşünmek elbette mantıksız olur ama işin özü bu. Yazılan her sahne, olaya ve karakterin olay içerisindeki gidişatına yön verecek nitelikte olmalıdır. Bir sahne sonucunda, ne konu, ne de karakterin tepkisi değişmiyorsa o sahne hiç tereddütsüz senaryodan çıkarılmalı ya da belli başlı yerler ile ilişkilendirilmelidir. Başkarakterin ilerleyen sahneler ile birlikte aldığı her karar filmin olay örgüsünü tamamlayıcı nitelikte olmalı ve en sonunda karakteri fikir bazında değişikliğe uğratmalıdır. Ayrıca Bu değişim süreci senaryo yazımının doğruluğunu ispatlayan bir süreçtir. Yazılan her doğru sahne, karakterin kişiliğini ve kararlarını etkileyerek bilinçaltında değişikliğe yol açar. Sonuç olarak izleyicilerde karakterin bu değişimine sempati duymaya başlar ve seyir zevki artar. Değişim çoğunlukla iyi yönde olmaktadır fakat bu gibi durumlarda izleyiciyi meraklandırmak ve heyecanlandırmak için karakterin değişim süreci üzerinde bilinçli müdahaleler yapılabilir. Mesela karakterin olaylar karşısındaki tepkisi bilinçli olarak kötü yönde geliştirilir ise izleyicide bir acıma ya da karakterin özelliğine bağlı olarak merak duygusu gelişecektir. Bir süre sonra başkarakter yaptıklarının yanlış olduğunu anlayacak ve bu süreç içerisinde izleyicinin karaktere duyduğu sempati ve filmi izlerken aldığı keyif daha da artacaktır.

Böylece Yazım Rehberi’ne ufak bir giriş yaptık. İlerleyen günlerde yazının devamını ekleyeceğim ve inanıyorum ki rehberdeki bilgiler arttıkça daha faydalı olacak. Saygılar...
                                                                                                -Serhat DEMİREL


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!